Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim

Rasyonel Terapi ve BDT Terapisi hakkında

Rasyonel Terapi ve BDT Terapisi Hakkında

Dr. Murat Artıran, Mart 2020

Bu yazıyı uzmanlar için kaleme almak istedim. Danışanlarımızın veya bazı uzmanların söz konusu terapiler hakkında ayrıntılı ve derin bilgilere sahip olduktan sonra yazının neden yazıldığını daha iyi kavrayacağını belirtmek isterim.

Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi (RDDT) ilk Bilişsel Davranışçı Terapi’dir (BDT). RDDT, BDT terapileri içinde Aaron Beck ve Albert Ellis’in çalışmaları psikoloji alanına en çok etki etmiş, felsefik kökenleri en gelişmiş, en çok araştırılmış ve en sık kullanılan terapi yaklaşımlarıdır.

BDT (Beck Yaklaşımı) ve RDDT (Ellis Yaklaşımı) aynı TEMELLER üzerinde yükselir. Birbirinden ayrılamayacak şekilde benzeşmektedirler. Terapistin yaklaşımı, terapide uygulanan yöntem ve araçlar, ev ödevleri, hedefledikleri amaçlar (bilişsel, duygusal, davranışsal değişim gibi) açısından hem BDT hem RDDT ufak farklılıklarla aynı yaklaşım ve yöntemleri takip eder.

Rasyonel duygucu davranışçı terapi diğer bir adıyla Akılcı Duygucu Davranışçı Terapi olarak bilinir. 1955 yılında Dr. Albert Ellis tarafından oluşturulmuştur. Dr. Ellis bir klinik psikologtur. Ardından 1962 yılında Aaron Beck tarafından RDDT’nin temel unsurları (ABC modeli, bilişsel süreçlerdeki düşünce ve inanış yapıları, çürütme-şemaların bilişsel yeniden yapılandırması teknikleri, ev ödevleri, davranışçı uygulamalar gibi) alınarak Bilişsel Davranışçı Terapi adı altında başka bir BDT terapisi oluşturulmuştur. Dr. Beck bir psikiyatristir.

Sözkonusu kuramcıların mesleki geçmişlerinin etkileri ile, BDT, Psikiyatrist Dr. Aaron Beck ile daha çok semptomların (rahatsızlıkların belirtileri) giderilmesi üzerine ve negatif otomatik düşüncelerin değiştirilmesine odaklanmıştır. RDDT ise Klinik Psikolog Dr. Ellis ile semptomların giderilmesi için çalışırken, yoğunlukla felsefik değişime, irrasyonel inanışların rasyonel-etkili inanışlarla değiştirilmesine ve danışanların kendilerini uzun süreli yaşamsal değişimlerine (kendileri, diğer insanlar ve yaşam hakkındaki inanışları) yardımcı olmaya odaklanır.

Gözlemlerime göre hem BDT hem RDDT eğitimlerinde, tüm dünyada birbirinin içine geçmiş şekilde bu iki terapi BİRLİKTE öğretilmektedir. Ancak az sayıda bazı katı ‘ortodoks’ diye tabir edilen BDT ve RDDT uygulayıcıları, ‘ben sadece BDT uyguluyorum!’ veya ‘ben sadece RDDT uyguluyorum!’ tarzında çıkışlar yapmaktadır. Bu kişilerin bilimsel anlayışla örtüşmeyen bu çıkışlarının sebeplerinden biri olarak söylenebilir ki, ilginç bir şekilde Psikiyatristlerin daha çok BDT, Klinik Psikolog ve Psikolojik Danışmanların ise RDDT terapisine ‘sempati’ duymaları yani ‘bir nevi grup psikolojisi’ etkisiyle ‘aidiyet duygularının ve bir gruba ait hissetme psikolojik ihtiyacının’ etki etmesi olarak görüyorum. Ancak bunun nedenlerinde bir diğeri de RDDT’nin insancıl varoluşçu anlayışa, BDT’nin ise hastalıkların semptomlarına yönelik kurgulandığı inanışı da sebep olabilir.

Ancak belirtmiş olduğum gibi bu iki terapi öylesine benzerdir ki AYRIŞTIRMAK mümkün değildir; ve hatta alt yapıları olarak ABC modeli ile ve bilişsel, duygusal ve davranışsal yöntemleri ile aynı olmakla, aslında kesinlikle aynı anda İKİSİNİ de uygulamak KAÇINILMAZDIR. Literatürdeki bir çok kitap ve makalede de zaten bu iki terapinin ayrıştırılmadığı ve ‘BDT terapileri’ olarak kullanıldığı görülmektedir.

Örnekler:

  1. Felsefede rasyonalizm (usçuluk) akımından gelen bilimsel-kanıt temelli bakış açısı her iki terapinin de bilimsel düşünme tarzını danışanlara kazandırmaya çalışması ile psikoterapi seanslarına yansır.
  2. Ellis’in ortaya koyduğu psikolojik rahatsızlıkların tedavisindeki temel araç olarak bilişsel değişim Beck yaklaşımının temelini oluşturur.
  3. Her iki yaklaşım da Ellis’in formülize ettiği ABC modelini terapilerde kullanır.
  4. Beck, insanların depresyonlarına neden olan temel unsurlardan biri olarak ‘kişinin kendisi hakkında değersizlik düşüncelerinin varlığını’ gösterir. Bunlara isim olarak ‘bilişsel çarpıtma’ der. Bu kavram RDDT’de kendini aşağılama irrasyonel inanışları olarak ‘aynı’ anlamda ve amaçla kullanılır.
  5. Ellis’in fobiler, sosyal anksiyete ve diğer anksiyete bozukluklarına neden olarak gösterdiği ‘felaketleştirme irrasyonel inanışları’, Beck yaklaşımdan aynı şekilde ‘felaketleştirme veya aşırı genelleme bilişsel çarpıtmaları’ olarak isimlendirilir.
  6. Beck yaklaşımındaki bilişsel üçlü olarak isimlendirilen bireyin kendisi-diğerleri ve gelecek hakkındaki olumsuz düşünce yapıları, Ellis yaklaşımında kendisi-diğerleri ve hayat hakkında irrasyonel inanışları olarak geçer.
  7. Kullanılan yöntemlerden biri olarak Sokratik soru sorma teknikleri her iki yaklaşımda da temel terapi araçlarından biridir.

Bazı ticari kaygılarla (daha çok öğrenciye eğitim vermek veya danışanlara daha ‘iyi’ görünmek için) biz sadece BDT öğretiyoruz ve Ellis yaklaşımını sığ olarak görüyoruz diyerek, veya biz sadece RDDT öğretiyoruz BDT her danışana uymaz çünkü terapötik ilişki kurulamaz diyerek AYRIMCILIK yapmak aslında Aaron Beck ve Albert Ellis’in kendi öz fikirlerine bile ters düşmektedir. Birçok kez Aaron Beck, Albert Ellis’ten alıntılar yaptığını ve Ellis’in de birçok kez Beck’ten alıntılar yaptığını eserlerinde ve röportajlarında görüyoruz.

Bazı katı-ortodoks RDDT terapistlerinin gerçek terapi bizimkisi, çünkü danışanın değişimini terapi içinde sağlıyoruz, semptom gidermekle değişim sağlanmaz söylemleri, ve bazı katı-ortodoks BDT terapistlerinin RDDT kanıt temelli bir terapi değil, BDT ise tamamen deneysel temellere oturtulmuş bilimsel bir terapidir söylemleri GERÇEKLERİ YANSITMAMAKTADIR. RDDT terapisi üzerine yüzlerce deneysel çalışma bulunmaktadır. Dahası BDT adı altında yapılan birçok deneysel çalışmada Dr. Ellis’in önerdiği bir çok yöntem uygulanmaktadır. Öte yandan BDT için iddia edilen semptomları iyileştirip danışanda uzun süreli kalıcı değişimlerin sağlanmadığı savı da doğru değildir.

Uzmanlara, BDT ve RDDT terapisi hakkında eğitim almak isteyen öğrencilere önerim, her iki terapiyi de birlikte öğrenmeleridir. İnsanlara yardımcı olan yöntemler bilimsel kanıtlara dayandığı sürece adı ve uygulayış tarzı ne olursa olsun ‘kullanılmalıdır’. Yaptıkları çalışmalarda kendilerini bir terapi çerçevesinde kısıtlamak yerine hem Dr. Aaron Beck hem de Dr. Albert Ellis’in önerdiği yöntemleri öğrenip uygulamaları daha etkili ve daha uzun süreli yarar sağlayacaktır.

Aaron Beck ve Albert Ellis

 

Paylaş

Paylaş