Akılcı Duygusal Terapi

Akılcı Duygusal Terapi

Yapılan Araştırmalar

Derleyen: Klinik Psikolog Merve Cansu Çavuş

Bu derleme yazısında dünyada bulunan bilişsel davranışçı terapi çeşitleri hakkında bilgiler verilmiştir.

(Alıntı yapmak yasaktır). Kaynak göstererek en çok 40 kelimeye kadar alıntı yapılabilir

Son yıllarda yapılan araştırmalara bakıldığında, bilişsel alanda yapılan psikolojik danışma yaklaşımlarına ilginin arttığı açıkça fark edilmektedir. Bu konuda Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşım, son yıllarda popüler olarak görülmekte ve ruh sağlığı alanında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Albert Ellis tarafından 1955’te “Akılcı Terapi” adıyla geliştirilmiş; 1961’de “Akılcı-Duygusal Terapi” ve 1993’teyse günümüzde kullanılan “Akılcı-Duygusal Davranış Terapisi” (ADDT) adını almıştır (Türküm, 1994).

Akılcı Duygusal Terapi bireyin ruh sağlığını olumsuz etkileyen nedenlerin kötü çevre koşulları değil, kendi kendilerini duygusal ve davranışsal olarak işlevsiz hale getirmeleri ve akılcı olmayan bir biçimde davranmaları olduğunu ileri sürer. Yaklaşımda akılcı olmayan inançlar, kişilerde duygusal rahatsızlıklar ve uyumsuzluk yaratan en temel faktör olarak görülür (Ellis, 1994). Bunlar olaylarla ilgili yorumlar ve bireylerin kendileri ile ilgili karar verme biçimlerine dayanır. Ellis (1993), insanların içinde bulundukları kültürün ve ailelerin isteklerine uygun olarak başarıyı tercih ettiklerini ve başarısız olduklarında ya da onaylanmadıklarında hayal kırıklığı ve engellenmişlik hissettiklerini ifade eder. Bireylerin kendi kendileri, başkaları ve yaşadıktan koşullarla ilgili olarak, rahatsızlıklarının nedeni olan akılcı olmayan istekleri olduğunda, yanlış algılamalar, çıkarsamalar ve yorumlar yaparak rahatsızlıklarını artırırlar.

ADDT’nin temel kavramlarından bazılarının ABC Modeli, akılcı inançlar, akılcı olmayan inançlar ve sağlıklı ve sağlıksız olumsuz duygular olduğu görülmektedir. Model, ABCDE olarak ifade edilmekle birlikte danışanların tedavi süreçlerini kapsayan bu kuramın sayıltıları klinik ortamlarda kullanmaktadır (DiGiuseppe ve ark., Akt. Artıran, 2015). Bazı modellerde 4 irrasyonel düşünceden aşırı talepkarlığın baskıcı değişken olduğu ve diğer üç irrasyonel inanışın ruh sağlığı değişkenleri üzerinde yaptığı etkiyi artırıcı 2 nitelikte işlev yaptığı (Karakoç, 2016) veya aracı değişken olduğu (Hyland, 2004) diğer kuramsal varsayımlara göre ise diğer üç irrasyonel inanışın köken olarak aşırı talepkarlıktan doğduğu (Artıran & Doyle, 2015) iddia edilmiştir.

Akılcı duygusal terapinin amacı; danışanın kendini yenilgiye uğratan görüşlerini en aza indirgemek ve daha gerçekçi, hoşgörülü bir yaşam felsefesi kazanmasına yardım etmektir. Kişilere kendi duygularından sorumlu olmalarını ve akılcı olmayan davranışlarından kurtularak hayattan zevk almayı öğretir.

Alan yazında irrasyonel düşüncelerle dolayısıyla Akılcı Duygusal Terapi ile ilgili yapılmış birçok çalışma vardır.

ADDT’de terapötik süreç sadece anksiyete, depresyon, öfke, ve diğer duygusal problemlerin çözümü veya minimum seviyeye indirgenmesi ile değil, aynı zamanda mutluluk, sorumluluk, hayattan alınan zevk, rasyonel hareket etmek, bağımsızlık, ve kişilerin potansiyelini kullanabilme gibi pozitif alanlarla da ilgilenir (Patterson, 1986). Araştırmalara göre ADDT uygulanan depresif kişilerin %75’inin durumlarında düzelme gözlenmiştir (David ve ark. 2004).

Çivitçi’ye (2005) göre ilk ergenlik (11-14 yaş) dönemindeki çocuklarda, utanç, suçluluk, kaygı gibi olumsuz duygularla birlikte depresyon görülebilmekte ve pek çok durumda, bu olumsuzlukların üstü öfke ile örtülebilmektedir. Ergenlerde bilimsel düşüncenin yeterince gelişmemiş olması “ya hep ya hiç” gibi iki kutuplu bir bakış açısıyla birleşince yaşadıkları duygusal çalkantıların kaygıyı daha da artırması olası bir sonuçtur. Bu noktada, çocuklara veya ergenlere yönelik, onlara, bilimsel düşünmeyi aşılayarak, akılcı olmayan inançlardan kurtulmalarını sağlayacak ADDT’nin esaslarına dayanan Akılcı Duygusal Eğitim’in etkili olacağı düşünülebilir. Çivitçi (2005, 2006) bu hipotezi denemek amacıyla ilköğretim yedinci sınıf öğrencilerine yönelik bir eğitim programı hazırlamış ve bu programın onların akılcı olmayan inanış düzeylerini, sürekli kaygı düzeylerini ve akılcı karar verme düzeylerini nasıl etkilediğini araştırmıştır. Programın, akılcı olmayan inanışları azaltacağına yönelik öngörü araştırma sonunda desteklenmiştir (Çivitçi, 2005). Araştırmanın incelediği diğer iki değişken için aynı olumlu sonuca ulaşılmamıştır. Kaygı düzeylerinde olumlu yönde değişiklik olmaması programın uygulanış biçimine ve kaygının akılcı olmayan inançlar dışında başka kaynaklardan da beslenebilmesine bağlanmıştır.

Bir diğer çalışmada Güler ve Çakır (2013) sınav kaygısını tahmin eden değişkenler üzerine eğilmiş 21 ve akılcı olmayan inanışlarla sınav kaygısı arasında doğru orantılı bir ilişki tespit etmiştir. Bu sonuç ADDT’nin kuramsal öngörüsüne uygun olup “insanların kendi kendilerine yarattıkları akılcı olmayan inanışlar kaygıya neden olur” (Crawford ve Ellis, 1989- Akt. Güler ve Çakır, 2013) savını desteklemektedir. Bu bulgular doğrultusunda araştırmacılar, sınav kaygısı ile başa çıkabilmek için önce akılcı olmayan inanışların değiştirilmesi gerektiği sonucuna varmışlardır.

Öğretmenlerde irrasyonel inanışlar ile cinsiyet ve depresyon ilişkisinin incelenmesine yönelik yapılan bir araştırmada (Tanhan, 2014) kadın öğretmenlerin rasyonel ve irrasyonel inanışlara sahip olma düzeyleri ile depresyon puanları arasına anlamlı bir ilişki görülmesine karşın erkek öğretmenlerin rasyonel ve irrasyonel inanışlar açısından depresyon puanlarında herhangi bir farklılaşma bulunmamıştır.

Akılcı Duygusal terapist ve danışan arasındaki şartsız olumlu saygının birey merkezli kavramlara yakın olan Akılcı Duygusal Terapi kavramı kabul ve hoşgörüdür. Buradaki ana fikri danışanlara kendilerini suçlamadan kaçınmalarına yardım etmektir. Danışanlar davranışlarını düzenleyebileceklerinden amaç onların kendilerini kabulüne zemin hazırlamaktır. RET terapistleri çok tipik ve tamamlayıcıdırlar ve bilişsel etkili davranış tekniklerini bireysel danışmalarda kullanırlar. Bu teknikler genel klinik sorunlara, anksiyete, depresyon, kızgınlık, evlilik sorunları kişiler arası ilişkilerde yetersizlik, ebeveyn başarısızlıkları, kişilik bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları, psikosomatik bozukluklar, cinsel işlev bozuklukları ve psikotik bozukluklara uygulanır.(Warren ve MC Belarrn 1987).

 

 

 

 

 

Related Articles

Çift ve Evlilik Terapisi
admin1 @ 2019-11-08 13:38:16
Oyun Terapisi Nedir?
admin1 @ 2019-11-01 14:12:42
Sanat Terapisi Nedir?
admin1 @ 2019-11-01 13:05:11
Müzik Terapisi Nedir?
admin1 @ 2019-11-01 12:59:13
Bilişsel Davranışçı (BDT) Terapist
admin1 @ 2019-10-14 14:50:00

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Paylaş