Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim

İrrasyonel İnanışlar Bağlamında Depresyon

Tarih boyunca ruhsal bozuklukların geçmişini incelediğimizde depresyon bu bozuklukların en eskilerinden aynı zamanda en çok bilinenlerinden biri olduğu söylenilebilir. Depresyonun oluşumuna öncülük eden faktörlere baktığımızda her biri bireyin yaşadığı sıkıntı bağlamında önemli bir yere sahip olmasına rağmen, bütününe baktığımızda bilişsel etmenler genetik etmenler, yapısal etmenler ve çevresel etmenlerin bir araya gelmesinin sonucunda oluştuğunu düşünmek daha çok kabul edilebilen bir yaklaşımdır (Moreno, Rowe, Kaiser, Chase, Michaels, Gelernter & Delgado, 2002; Gross, Zhuang, Stark, Ramboz, Oosting, & Kirby, 2002).

Ellis’ göre (2003) bireylerin düşünüş stilleri ve hissettikleri duygular, onların davranışlarına yol açarken, zamanla duygu ve düşüncelerine de yön verebileceği varsayılır. Ellis’e göre irrasyonel inanışlara önemli ölçüde sahip olan bireyler herhangi tetikleyici bir stres faktörü ya da olumsuz bir deneyim, aşamayacağını düşündüğü dışsal bir uyaranla karşılaştıklarında bu durumu tolere edemeyip duygusal anlamda sorunlar yaşayabilmektedir (Ağır, 2007). Aynı zamanda bireyin irrasyonel inanışlara sahip olması kişide kendini yorgun hissetme, vücut güçsüzlükleri ve duygusal anlamda yükler gibi problemlere de sebep olmaktadır. (Ortakale, 2008). Bireylerin karşılaştıkları olaylar ya da durumlardan sahip oldukları ana inanışlara göre olumsuz anlamda etkileneceklerini belirten Ellis, bu durumda depresyonu irrasyonel inanışlara bağlamakta ve irrasyonel inanışları depresyonun oluşumunu açıklayan bilişsel formülasyonun temelini oluşturan faktör olarak görmektedir. (Ellis, 1994; Ellis, 2001). Buna göre irrasyonel inanışlara sahip olmanın depresyonun oluşumu üzerinde önemli bir faktör oluşturduğu söylenilebilir.

RDDT de bireylerin irrasyonel inanışları sonucu oluştuğu kabul edilen sağlıksız ve olumsuz duygu olan depresyon yerine, daha makul, olumsuz duygu olan üzüntü yaşamaları öğretilir (Dobson, 1993, Akt. Ortakale, 2008). Üzüntü duygusunda, birey yaşamında sıkıntı veren, hoş olmayan bir olayı kabullenmekte ve bu olayı şansızlık olarak görmekle beraber; depresyonda ise olayı abartılı ifadeler kullanarak korkunçlaştırma ya da derecelendirme irrasyonel bakış açısı ile değerlendirme mevcuttur (Dobson, 1993, Akt. Ortakale, 2008). Emirler, olması gereken zorunluluklar, meli- malı dayatmaları yanlış yorumlamalara ve depresyon gibi sağlıklı olmayan olumsuz duygulara neden olurken, hedefe giden yolda da bireyin kendisine engel olduğu gibi işlevselliği de bozan son derece olumsuz duygular yaşamasına ve bilişsel ve davranışsal açıdan psikolojik sağlamlıklarının bozulmasına yol açmaktadır (Dryden & Neenan, 2004).

 

KAYNAKÇA

Ağır, M. (2007). Üniversite öğrencilerinin bilişsel çarpıtma düzeyleri ile problem çözme becerileri ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişki. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Moreno, F. A., Rowe, D. C., Kaiser, B., Chase, D., Michaels, T., Gelernter, J. & Delgado, P. L. (2002). Association between a serotonin transporter promoter region polymorphism and mood response during tryptophan depletion. Mol Psychiatry, 7, 213-6.

Ellis, A. (1994). Reason and Emotion İn Psychotherapy (re. ed.). Secaucus, NJ7 Birch Lane.

Ellis, A. (2001). Over coming destructive beliefs, feelings, and behaviors. Amherst, NY: Prometheus Books.

Ellis, A. (2003). Discomfort Anxiety: A New Cognitive Behavioral Construct (Part I). Journal Of Rational-Emotive And Cognitive Behavior Therapy, 21, 183-191.

Ortakale, Y. M. (2008).  Akılcı davranış eğitimi. Doktora Tezi. Adana: Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

 

Uzman Klinik Psikolog Büşra Karakoç Güzel

Paylaş

Paylaş