Bilişsel Davranışçı Terapide Depresyona Bakış

Bilişsel Davranışçı Terapide Depresyona Bakış

Bilişsel davranışçı terapi (BDT), düşüncelerimizin ne hissettiğimizin ve nasıl davrandığımızın öncüsü olduğunu vurgulayan yapılandırılmış bir terapi şeklidir (Corey, 2015)

Temelini öğrenme kuramları ve bilişsel psikoloji ilkelerinden alır (Corey, 2015). Bilimsel yöntemlerin psikoterapi alanında ön plana çıktığı birçok kuram ve uygulamayı içinde barındırır (Özdel, 2015). Büyük ölçüde bir kişinin kendi düşünce biçiminin iç konuşmalarında kullandığı cümlelerin yeniden düzenlenmesinin o kişinin davranışlarında önemli bir düzenlemeye yol açacağı varsayımına dayanmaktadır (Corey, 2015). Danışanların bilişlerinin doğrudan gözlemlenebilen açık davranışlarda olduğu gibi öğrenme kuramı ile de değişime uğrayabileceğini belirtir (Corey, 2015).

Depresyon, bir duygu-durum bozukluğudur (Karamustafalıoğlu ve Yumrukçal, 2011). Tıbbı hastalıkların en sık görülenlerinden biri olan depresyonun tanımı, anormal derecede üzüntü ve karamsarlıktır (Yüksel-Şahin, 2018). Depresyonda olan kişi kendini acı veren duygular içinde ve intihar eğiliminde hissedebilir (Corey, 2015). Enerji, ilgi, motivasyon kaybı yaşar ve aşırı halsizdir (Yüksel-Şahin, 2018). Anormal iştah azalması ya da artması, cinsel istekte azalma, kendini değersiz ya da suçlu hissetme gözlemlenir (Yüksel-Şahin, 2018).

Depresyonu tespit ve tedavi etmek için BDT’de üç alana yoğunlaşılır: biliş, davranış ve fizyoloji (McGinn, 2000).
Beck, bilişsel terapi yaklaşımını depresyonla ilgili araştırmalarının sonucunda geliştirmiştir (Corey, 2015). Bu bilişsel kuram, bilişsel yapıyı iki ana başlıkta incelemektedir: şemalar ve otomatik düşünceler (Özcan ve Gül-Çelik, 2017). Otomatik düşünceler; biliş akışını oluşturan sözel bölümlere verilen addır (Özcan ve Gül-Çelik, 2017). Bu düşüncelerin “otomatik” olarak adlandırılmasının nedeni zihinde birdenbire, kontrolsüz olarak beliren düşünceler olmalarıdır (Özcan ve Gül-Çelik, 2017). Bu düşüncelerin fark edilmesinde duygulardan yararlanılır. Şemalar ise inançlar, işinin varsaydığı ve kendisi için benimsediği gerçekliklerdir. Şema, kişinin karşılaştığı uyarımları algılamakta, aynılaştırmakta ve kodlamada temeldir (Arkar, 1992). Kişi, şemalarına göre yaşadığı deneyimleri sınıflandırır ve değerlendirir (Arkar, 1992). Beck, depresyonda olan kişilerin belirli bir yaşam olayıyla ilgili yorumlarında olumsuz bir yanlılık içinde olduklarını ve bunun da bilişsel bozukluklara sahip olmayı işaret ettiğini ortaya koymuştur (Corey, 2015). Yani bilişsel depresyon teorileri, belirli olumsuz düşünme biçimlerine
sahip kişilerin stresli yaşam olayları yaşadıklarında depresyon geliştirme ve sürdürme olasılığının daha yüksek olduğunu varsaymaktadır (McGinn, 2000). Bu teorilere göre, belirli uyumsuz bilişsel kalıplara sahip bireyler depresyona karşı savunmasızdır çünkü kendileri ve deneyimleri hakkında olumsuz bilgi işlemeye eğilimlidirler (McGinn, 2000).

Beck, depresyonun psikolojik yapısını açıklamak içinse üç kavram ileri sürmektedir:

a) bilişsel üçlüsü

b) şemalar

c) bilişsel hatalar (hatalı bilgi işleme) (Arkar, 1992).

a) Bilişsel Üçlü Kavramı: Bilişsel üçlü hastanın kendisi, geleceği ve deneyimlerini yansıtan üç bilişsel örüntüden oluşur. Üçlünün ilk parçası hastanın kendisine yönelik olumsuz bakış açısıdır. Kişi kendisini yetersiz, değersiz, kusurlu ve yoksun biri olarak görür. Hoşuna gitmeyen kötü deneyimlerini kendisinde var olan kusurlara atfetme eğilimindedir. İkinci parçası kişinin deneyimlerini olumsuz bir şekilde yorumlama eğilimidir. Kişi dünyayı, hedeflerini yerine getirmesine engel olan bir etken olarak görür. Üçüncü örüntü ise olumsuz bakış açısıdır. Depresif kişi, şu anda yaşadığı sıkıntıların hiçbir zaman bitmeyeceğini varsayar.

b) Bilişsel Şemalar: Geçmiş olaylardan kalıp hâline getirilmiş olan inançların olumlu bir olay karşısında bile aktif hâle gelebilmesi, kişinin kendini yine olumsuz düşünceler içinde bulabilmesi bilişsel şemalar ile olur. Birey uyarımları olumsuz algılayacağı şekilde almaya meyillidir.

c) Bilişsel Hatalar (Hatalı Bilgi İşleme): Depresif kişinin düşünce yapısındaki sistematikleşmiş hatalar, hastanın olumsuz düşüncelerin geçerliliğine olan inancını sürdürmesine yol açmaktadır.

1. Mantığa dayanmayan çıkarsama: Destekleyici bir bulgu olmaksızın bir düşünceye inanmaktır.

2. Seçici soyutlama: Bir bütünün sadece bir bölümüne odaklanıp, diğer bölümleri gözardı etmek ve bütünü o bölümden ibaret görmektir.

3. Aşırı genelleştirme: Bir veya birden fazla rastlantısal olayı temel alarak genel bir sonuca varmak ve bunu her ortamda uygulamaktır.

4. Büyütme ve küçültme: Bir olayın büyüklüğünü veya anlamını değerlendirmedeki bozukluktur.

5. Kişiselleştirme: Kişinin, bir bağlantı için temeli olmaksızın bir olayı kendine bağlaması eğilimidir.

6. Mutlakçı, iki uçlu düşünme: Tüm deneyimleri iki zıt yönden birine yerleştirme eğilimidir. Düşünce yapısı iki uç noktadan ibarettir (Arkar, 1992).

Bilişsel terapinin temeli, bir duygusal olayın veya rahatsızlığın nedenini anlamak için bireyin üzücü olaya veya düşünce akışına karşı sahip olduğu bilişsel içeriği üzerinde odaklanmaktır (Corey, 2015). Amaç, şemalara ulaşmak ve otomatik düşünceleri kullanarak danışanların düşünme şekillerini değiştirmek ve şemayı yeniden yapılandırmaktır (Corey, 2015). Bilişsel terapi süreçleri; danışanın çelişkili duygularını açığa çıkarmayı, alternatifler üretmeyi ve sorunları baş edilebilir hale getirmeyi hedefler (Corey, 2015).

Bilişsel terapinin depresyondaki danışanlar üzerinde kullandığı yaklaşım, özel problem alanları ve danışanların belirtilerine neden olarak gösterdikleri şeyler üzerinde durmaktır (Arkar, 1992). Buna örnek olarak:

– Danışanlar herhangi bir şey yapamayacakları kadar yorgun olduklarını ve bir şeyler yapsalar bile başarısız olacaklarını söylediklerinde danışanlara “Denemekten ne kaybedersin?”, “Denesen daha mı kötü hissedersin?” gibi sorular sorulur.
– Ölmek isteyen danışandan terapist danışandan ölmek ve yaşamak için nedenlerini listelemesi istenir ve sonrasında beraber alternatif çözüm yollar oluşturulur.
– Danışanların kendilerine yönelik eleştirel tavırlarını tanımaları ve bunların nedenlerini göstermeleri istendikten sonra danışana “Senin yaptığın gibi bir hata yapsam beni de hor görür müydün?” diye sorulur.
– Danışanlardan yapılması gereken şeyleri listelemeleri, önceliklerini belirlemeleri, yerine getirilmiş, başarılmış görevleri listelemelerini ve dış kaynaklı problemleri küçük birimlere ayırmaları istenir (Corey, 2015).

Böylece danışanlar olumsuz düşüncelerini fark edecek, bunlar üstünde çalışırken terapistlerinden yardım alabileceklerdir. Bilişsel süreçlerinin farkına varması gereken danışanlardan öncelikle kolay görevleri yapmaları istenir; böylece danışanların başarı kazandıkça olumlu iyimser bakış açıları kazanmaları hedeflenir (Corey, 2015). Kayıt tutma, ev ödevleri, olumsuz düşüncelerin tanınması, alternatif düşünce bulma, başa çıkma (coping), problem durumun tanınması ve problem çözme (problem solving), ve bilişsel yeniden yapılandırma (cognitivereconstruction) tekniklerinden yararlanılabilir (Öngider, 2013). Davranışsal yöntemler ise yalnızca davranışı değiştirmek için değil, aynı zamanda var olan davranışların bilişini ortaya çıkarmak için de kullanılmaktadır (Öngider, 2013) dolayısıyla da bilişsel süreçle işbirliği içindedir.

Davranışsal stratejilere örnek olarak;

Haftalık Aktivite Çizelgesi

Yapabilme ve Zevk Alma Çizelgesi ve Artan Miktarda Görevlendirme verilebilir (Öngider, 2013).

Klasik koşullanma, model olma ve davranışın prova edilmesi gibi davranışçı teknikler daha gizli ve nesnel süreçler danışanın düşünme ve iç konuşmalarına da uygulanabilir (Corey, 2015).

Davranışsal yaklaşımda bu teknikler sosyal geri çekilmeyi ve sosyal takviye kaybını gidermek için kullanılmaktadır (McGinn, 2000). Son olarak fizyolojik yaklaşımda; danışana meditasyon, gevşeme, nefes alma-verme vb. vücudu rahatlatan yöntemler uygulanır (McGinn, 2000)

Beste YAVUZ, Rasyonel Psikoloji Enstitüsü, Stajyer

KAYNAKÇA:

Arkar, H. (1992) Beck’in depresyon modeli ve bilişsel terapisi. Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi; 5(1-3): 37-40
Corey, G. (2015). Psikolojik Danışma Kuram ve Uygulamaları (T. Ergene, Çeviren). Ankara: Metis Yayıncılık. (Orjinal eser 2019 yılında yayımlanmıştır)
Karamustafalıoğlu, O. & Yumrukçal, H. (2011) Depresyon ve anksiyete bozuklukları. Şişli Etfal Hastanesi T›p Bülteni, Cilt: 45, Sayı: 2
McGinn, L. K. (2000). Cognitive behavioral therapy of depression: theory, treatment, and empirical status. American Journal of Psychotherapy, Vol. 54. No. 2
Öngider, N. (2013). Bilişsel davranışçı terapinin boşanma sonrasında kadınların depresyon, anksiyete ve yalnızlık semptomlarında etkinliği: bir pilot çalışma. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmalar Dergisi 2, 147-155
Özcan, Ö. & Gül-Çelik, G. (2017). Bilişsel davranışçı terapi. Türkiye Klinikleri J Child Psychiatry-Special Topics 2017;3(2):115-20
Özdel, K. (2015). Dünden bugüne bilişsel davranışçı terapiler: teori ve uygulama. Türkiye Klinikleri J Psychiatry-Special Topics 2015; 8(2): 10-20
Yüksel-Şahin, F. (2018). Psikolojik Danışmanlar İçin El Kitabı. (2. bs.). Ankara: Nobel.

Paylaş