Bilişsel Çarpıtmalar

Bilişsel çarpıtmalar, düşünmede öngörülebilir hatalarla sonuçlanacak şekilde bilgi işlemenin sonucudur (Beck vd., 1979).

Birçok bilişsel çarpıtma vardır.

Bunlardan ilki, kendini, başkalarını ve deneyimleri bir süreklilik boyunca yerleştirme yeteneği olmadan tüm deneyimleri iki kategoriden birine uygun olarak görme eğilimi olan siyah beyaz bakış açısıdır (Beck vd., 1979). Buna örnek olarak diyet sırasında yememesi gereken bir şey yiyen ve diyetin tamamının mahvolduğunu düşünen biri verilebilir (Burns, 1989).

İkincisi,  yaşanılan kısıtlı bir deneyimi ve sonuçlarını genele yayma süreci olan aşırı genellemedir (Beck vd., 1979). Örneğin, bu bilişsel çarpıtmaya sahip bir kişi kendisine nasıl bir seçim yaparsa yapsın sonuçların her zaman başarısız olacağını söyleyebilir (Freeman ve Lurie, 1994).

Üçüncüsü, bazı olayların önemini azaltma süreci olan küçültmektir (Burns, 1989). Bir kişinin kendine yüksek notlar almasının, onun başarılı olduğu anlamına gelmediğini söylemesi buna örnek verilebilir (Beck, 1976).

Dördüncüsü, kişinin, sonucu destekleyecek belirli bir kanıt olmadan, birisinin olumsuz tepki verdiğine veya ona karşı olumsuz düşündüğüne dair vardığı sonuç olan akıl okumadır (Burns, 1989). Örneğin, bir kişinin aynı projede çalıştığı diğer kişilerin kendisini hiçbir şey bilmeyen biri olarak düşündüklerini varsayması akıl okumadır (Beck, 1976).

Beşincisi, olumlu deneyimleri, edimleri veya nitelikleri reddetme veya küçümseme süreci olan olumluda indirim yapmak ya da yaptıklarını yetersiz bulmadır (Burns, 1989; Beck, 1976). Bir kişinin başarısının sadece bir şans eseri olduğunu söylemesi buna örnek verilebilir (Freeman ve Lurie, 1994).

Altıncısı, üzerinde düşünmeden kişinin kendisine ve etrafındakilere aşağılayıcı etiketler yapıştırması süreci olan etiketlemedir. Örneğin, kişinin kendisine kaybeden biriyim demesi ya da başkasının işe yaramaz biri olduğunu söylemesi etiketlemedir (Burns, 1989).

Yedincisi, olası en kötü sonucun olacağına veya gerçekleşeceğine inanılan değerlendirme süreci olan felaketleştirmedir (Beck vd., 1979). Kişinin kendisine bir şeyi hiç denememesinin daha iyi olacağını çünkü denerse her şeyin çok kötü sonuçlanacağını söylemesi buna örnek verilebilir ( Freeman ve Lurie, 1994).

Sekizincisi, felaketleştirmeye çok benzer olan gelecekteki bir olayın veya olayların olumsuz sonuçlarını önceden bildirme veya tahmin etme ve bu tahminin kişinin kendisi için kesinlikle doğru olduğuna inanma süreci olan falcılıktır. Örneğin, kişinin hayatı boyunca asla iyi hissedemeyeceğini söylemesi falcılıktır (Burns, 1989).

Dokuzuncusu, sonucu destekleyen hiçbir kanıt olmasa bile başkalarının durumları, olayları ve tepkileri için kişisel nedensellik varsayma süreci olan kişiselleştirmedir (Beck vd., 1979). Örneğin, bir kişinin ortaya yapılan bir yorumun sebebinin aslında kendisi olduğunu düşünmesi kişiselleştirmedir (Freeman ve Lurie, 1994).

Onuncusu, kişinin yaşamı, yetenekleri bağlamında beklentilerin makul olup olmadığını incelemeden, kişinin kendisinin ve başkalarının nasıl davranması gerektiği üzerine kesin fikirleri olması süreci olan gereklilik veya –malı – meli cümleleridir. Kişinin kendisine çok fazla hata yapmaması gerektiğini söylemesi buna örnek verilebilir (Burns, 1989).

 

Betül ÇAKAR, Stajyer, Rasyonel Psikoloji Enstitüsü

 

KAYNAKÇA

Beck, A. T. (1976). Cognitive therapy and the emotional disorders. International Universities Press.

Beck, A. T., Rush, A. J., Shaw, B. F., ve Emery, G. (1979). Cognitive therapy of depression. New York: Guilford Press.

Burns, D. D. (1989). The feeling good handbook: Using the new mood therapy in everyday life. William Morrow & Co.

Freeman, A., & Lurie, M. (1994). Depression: A cognitive therapy approach— a viewer’s manual. New York: Newbridge Professional Programs.

Bilimsel İçeriği Paylaşmak Toplumumuz Geliştirecektir